Prof. Dr. Hicabi KIRLANGIÇ Uluslararası Amasya Alimleri Açılış Konferansını Verdi

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hicabi KIRLANGIÇ 21 Nisan 2017 tarihinde Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu öncesinde açılış konferansı verdi. KIRLANGIÇ’ın konuşmasının tam metni aşağıdaki şekildedir:

 

“Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla,

Kıymetli hazirun, saygıdeğer büyükler, sevgili öğrenci kardeşlerim, kıymetli hocalarım,

Bugün çok güzel bir şehirde bir araya geldik, hamd olsun.

Şehirler bazı özellikleriyle öne çıkarlar. Her coğrafyanın bir kaderi vardır. Amasya’da seçkin özellikleri olan ve bugün kaderinin gereklerini yaşayan bir şehir. Tarihe baktığımızda bu şehrin din, siyaset ve edebiyat tarihinde önemli işlevleri olduğunu görürüz. Belki bu işlevleri sayesinde tarihte birçok siyasî, sosyal ve kültürel hareketliliğe konu olmuş. Amasya’nın bazı dönüm noktalarında merkez konumunda bulunduğu açıktır, her ne kadar bu merkez oluş, başka merkezlerle kıyaslandığında belirsiz ve silik gibi görünse de bu böyledir. Bir iki örnek verecek olursak Amasya, Osmanlı devletinin yeniden toparlanışında merkezdir. Bâtınî hareketlenmelerde bir bakıma merkezlerden biridir, Millî Mücadele’nin başlatılmasında merkezdir. Çaldıran savaşından sonra Osmanlı devletinin savaşın sonuçlarını değerlendirmede merkezdir. şehzade eğitiminde bir merkezdir. Amasya, siyasî ve sosyal merkezliği yanında asıl ilim ve edebiyatta küçük de olsa bir merkezdir. Kütüphanelerimizdeki yazma eserler içerisinde Amasyalı âlim ve ediplerin kaleminden çıkmış birçok esere rastlanması bunu işaret eder. Bimarhane ve imarethane ve pek çok medrese bunu işaret eder.

Bu bakımdan, bu sempozyumun düzenlenmiş olması, bu merkez oluşu hatırlamak ve hatırlatmak anlamında son derece önemlidir. Bu fikri izhar edenlere ve dikkate alıp kuvveden fiile geçirenlere şükran duymalıyız.

Hatırlamak ve hatırlatmak iyidir; yeni adımlara zemin hazırlar. Bu hatırlayışla, ne şimdi ne durumda olduğumuzun da muhasebesini yapma fırsatı doğar belki. Geçmişi hatırlamak, geçmiş birikimlerimizle iftihar etmek zararlı değil, hatta yararlıdır, ama yine de bizi pek de zenginleştirmez. Zenginleşmek için zihnî edimlerimizin yanında amelî edimlerimizin de olması gerek. Eski sözlerimizi tekrarlamak iyidir, ama yeterli değildir; dünyaya yeni sözler söylemek gerek.

Ülkemiz, 21. yüzyılın başlarından itibaren bir silkiniş içinde, bunu görmemek mümkün değil. Son zamanlarda söyleyecek sözler biriktirdiğimiz aşikâr hale gelmeye başladı. Ancak sözümüzü aceleyle söylersek hakiki sözümüzü söyleyememiş olabiliriz. O yüzden daha uzun tefekkür etmeliyiz. Silkinişin maddî yönleri insana daha görünür geliyor, bu işin tabiatında vardır, bu yadsınamaz, ancak manevi silkiniş daha önemli ve hassastır. Bu silkinişte ne durumdayız, diye bakmak gerek. Bu tür toplantılar, buna da zemin hazırlayan etkenlerden sayılmalıdır.

Şehirlerimizi ihya etmek üzerine daha ciddî düşünmeliyiz, kendimizi daha cesur sorgulamalıyız. Yoksa maddî kalkınmanın altyapısı gevşek olur. Tıpkı zemin etüdü yapılmamış bina gibi olur maddî kalkınmamız.

O yüzden bu ülkenin ne yapı edip ilimle daha ciddi biçimde buluşması gerek. Bunun yolu da bu hayati ticarete sermaye hazırlamaktan, maddî sermayemizin en büyüğünü bu alana ayırmaktan geçer. Bu konuda yeterince istekli olmadığımız ne yazık ki görülüyor.

Söyledik ki geçmişimizin hatırlanması iyidir, yararlıdır, ama tek başına yeterli değildir. Bunu söylerken eksik söylemiş olmayalım. Geçmişi hatırlayış amacımız önemlidir burada. Geleceğe daha güçlü yürümek için geçmişi hatırlamak istiyorsak bu elbette çok daha değerlidir. Burada hatırlayış artık bir geçişsiz bir eylem olmaktan çıkmakta, geçişli hale gelmektedir. Şu anlamda ki geleceği inşa etmek amacıyla geçmiş birikimimizi elden geçirip yeni yapılar kurarken yararlanabileceğimiz malzemeyi oradan devşirmek veya oradaki örneklere dayanarak yeni malzemeler üretmek için harekete geçmek son derece heyecan vericidir. Bunun için atılacak somut adımlar vardır. Öncelikle geçmiş ilmî ve edebî birikimlerimizle yeniden buluşmaya istekli olmalıyız. Denilebilir ki geçmiş birikimlerimizle zaten iç içeyiz. Aslında tam olarak böyle değil durum. Meselâ yazılı birikimleri göz önünde bulunduracak olsak, onlar tam anlamıyla buluştuğumuz söylenemez. Bu eserlerin çoğunu okuyup anlamak bizim için çok büyük sorun olmayı sürdürüyor. Ne yazık ki eski eserlerimizin en büyükleri bile tam olarak bugün bizim ulaşabileceğimiz yerlerde değil. Bırakın kitabevi raflarını kütüphane raflarında bile bu eserler ulaşılır durumda değil. Alfabe değişikliği bu konuda büyük bir sıkıntıyı yükledi bize. Bu sıkıntıyı giderecek bir çalışma da yapamadık veya yapmadık. En azından bu eserlerin mevcut alfabeyle basımını yapma konusunda sermaye ayırmak gerekirdi. Bırakın bunu düşünmeyi, bir zamanlar bunu israf olarak da görmüşlüğümüz vardır. Bugün çözüm yolu olarak görebildiğim iki husus var: Birincisi, bu eserleri okuyabilir hale gelmek, ikincisi bu eserleri okuyabilir durumda olanlar için ulaşabilir kılmak. Bunu yapabilirsek yükümüzü hafifletmede, başlangıç anlamında büyük bir adım atmış oluruz. Bu bağlamda geçmiş ilmî, kültürel ve edebî birikimlerden yararlanır hale gelmek için adeta bir seferberlik başlatmak gerekir. Gerçek anlamda okuryazar olup da Osmanlı Türkçesini asıl harfleriyle okuyamamak, bundan böyle büyük bir eksiklik sayılmakla kalınmayıp bir utanç vesilesi de sayılmalıdır. Bu utançtan kurtulmak için ekonomiye verdiğimiz ağırlıktan fazlasını vermeliyiz.

Zamanın sınırlı olduğunu göz önünde bulundurarak sözlerimi tamamlayayım. Burada gerçekleştirilecek sempozyum, sunulacak bildiriler, bizlere yeni ufuklar açacaktır. Dinî ve ilmî mirasımızı yeniden düşünmemize vesile olacaktır. Geleceğe daha bilinçli yürümekte bize donanımlı hale getirecektir.

Bu itibarla bu sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere, bu sempozyumu makaleleriyle zenginleştiren ilim adamlarına, başta Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi olmak üzere bu çalışmanın altyapısını oluşturan kurum ve kuruluşlarımızın yetkililerine teşekkür ederim.

Bendenizin doğup büyüdüğü, rüyalarımın birincil mekânını oluşturan güzel şehrim Amasya’nın eski ihtişamlı günlerine kavuşması için çaba gösterenlere ve bu sempozyum vesilesiyle burada birkaç söz söyleme fırsatını bana lütfeden hocalarıma minnettarım.”

 

1 (1) (2)

2 (1) (2)

3 (1) (2)